ETHOS
English
Hakemli Elektronik Dergi ISSN 1309-1328
  ETHOSFELSEFE.COM » MAKALE
29 Eylül 2020, Salı  

(14.02.2018, Çar)
HUSSERL’DE ÖZNELLİK VE DENEYİM
Subjectivity and Experience in Husserl [Gülşah NAMLI TÜRKMEN]
ÖZET

Bu yazının temel amacı, statik fenomenoloji içerisinde kalarak, Husserl düşüncesini oluşturan bazı temel kavramları incelemek ve düşünürün özgün yaklaşımını yakalamaktır. Yazının daha dolaylı amacı, Husserl fenomenolojisinin, genellikle sunulanın aksine, bir zihin felsefesi, algı teorisi ya da tartışmalı bir idealizmden daha fazlası olduğunu ortaya çıkarmaktır. Buna ek olarak, Husserl’i kendisinden önce gelen filozoflarla kıyaslayarak okumak kadar kendisinden sonra gelen filozofların Husserl yorumlarından öğrenmenin de düşünürü anlamayı zorlaştırdığı fikri yazının arka planını oluşturmaktadır. Açık ki Husserl radikal bir dünya deneyimi ve öznellik anlayışına sahiptir. Husserl bu radikal öznellik anlayışı ile deneyimi, metafizik ve insan-merkezci bir anlayışın sınırlarına hapsolmadan anlamaktadır. Yani Husserl bir taraftan ego’yu somut bir ego olarak incelemiş diğer taraftan da ontolojik bir dünya ve insan anlatısı ileri sürmekten kaçınabilmiştir. Elbette bu Husserl’in temel başarısıdır ve bu Husserl’in, bilinci, halihazırda bilim, felsefe ve diğer tüm başarılarına sevk eden kökensel anlamı ile birlikte ele almasına dayanır. Bu bağlamda, bahsettiğimiz dolaylı amacı da hatırlarsak, bu yazıda bilincin anlam verici aktivitesi, dünyayı anlamlandırma süreçleri ve bunun nasıllığı olarak okunmamaktadır. Amacımız, Husserl’in bilincin yaşantısına neden nüfuz etmeye çalıştığını ve aslında neyi ortaya çıkarmaya çalıştığını görmektir.
 
Anahtar Sözcükler: Epokhe, aşkınlık, ego, apaçıklık, görü


ABSTRACT

Basic aim of this paper, is to study, remaining within static phenomenology, some basic concepts which constitute Husserls thought and to catch sight of thinker’s original approach. More indirect aim of this paper is to expose that Husserl’s phenomenology, against what is usually rendered, is more than a philosophy of mind, a theory of perception and a controversial idealism. Moreover, in the background of this paper, there is the idea that it becomes difficult to understand Husserl reading him by comparing him with his predecessors or by learning him from the interpretations of his successors. It is obvious that Husserl has a radical understanding of world-experience and subjectivity. Husserl, with this radical understanding of subjectivity, grasps experience without being imprisoned to the boundaries of metaphysical and human-centered comprehension. In other words, on the one hand, Husserl has studied ego as it is concrete, on the other hand, he could avoid presenting an ontological narration of world and human being. Certainly, this is Husserl’s main achievement and this relies on the fact that Husserl considers consciousness with its originary meaning which already impels consciousness to all of its accomplishments such as science, philosophy, etc. In this respect, recalling our indirect aim, in this paper, the meaning giving activity of consciousness is not to be read in terms of processes of making-meaningful of the world and how of these processes. Our aim is to see why Husserl enters the life of consciousness and what he tries to uncover originally.

Keywords: Epokhe, transcendence, ego, evidence, intuition


İlgili Doküman
(Glsh-Husserl-22.pdf, 592 KB)
ARŞİV | KÜNYE | KOŞULLAR | HABERLER | ARAMA | İLETİŞİM | ANA SAYFA
©2006-2020 ETHOS
www.ethosfelsefe.com